Make your own free website on Tripod.com

 İHANET

YOLUM ÜZERİNDE PUSU KURMUŞ
KARANLIK GÖLGELİ BİR BEDEN
KADERDE YİNE AYNI SENARYO
İNAN, GÜVEN HEP TERK EDİL…


KARDEŞTİ İŞTE VAR MI DAHA ÖTESİ?
BİR GECE VAKTİ ANSIZIN DALMIŞTI HAYATIMA
KUZU POSTLU KURTMUŞ BİZE NASİP OLAN
KALLEŞÇE VURULDUM EN UMMADIĞIM AN


SUÇUM GENE AYNI “SEVMEK” BİR İNSANI
KİMSE ANLAMADI, NASIL ANLASIN BENİ CADI?
GÖĞSÜMDEN SIZAN ACABA KİMİN KANI?
SİLİNMEZ KANLA YAZILAN YAZI…


GÖZYAŞLARIYLA, KARDEŞİNİ ÖLDÜREN KİM?
HANİ NERDE O SÖZLER, HANİ NERDE O “SEVGİ”
ÖLÜYORUM YAVAŞ YAVAŞ GÖĞSÜMDE BİR ACI
GÖNLÜMDEKİ SENİN ODANA SAPLANMIŞ BİR BIÇAK
PASLANMIŞ SAPINDA UFAK BİR YAZI …”İHANET”

 

KALBİM

 

 

Bütün lambalarını yak evinin
Ve bütün perdelerini aç
Ve bekle gelmeyecek sevgiliyi.
Bütün ihtimalleri sonuna kadar kullan,
Umutsuz harflerle umutlu tümceler kur
Ve yaşamak gibi anla her şeyi.
Biraz da kendini anla.

Kalbim;
Sana kanamak yakışır...

Mazideki anılar kadardır gözyaşları
Ve hatıralar kadardır kandamlaları,
Bir gün kanamaz, ağlamaz olursun.
Belki de yorgunluğunla unutursun...

Kalbim;
Vazgeç bu sevdadan,
Kendinden geçmeden...

Seven ağlatır mı sevdiğini?
Ama seven de sendin, ağlayan da.
Hasret ilmeği dolandığında boynuna,
An ve an kanayan da,
Onu isteyende sendin son arzunda...

Kalbim;
Yargısız infazları infaz et
O seni infaz etmeden...

Sendin,
Adımlarını delice yoran.
Sendin,
Gece gündüz alalayan.
Sendin,
Sevdayı sevda için yaşayan.
Ve sendin,
Nefes aldıkça onu arayan,
O yoksa yok olan sendin...

Kalbim;
Zamansız isyanları azad et kendinden,
O seni azad etmeden...

Bir zemheri sevda için düştün dile
Ne gurur kaldı,ne onur,
Bilki;
Cehennem ateşinin odunu o'dur...

Kalbim;
Yak bu şiiri
O seni yakmadan...

MUTLUYUM
Bana mutlu musun diye sormayın
Bakın gözlerime onlar anlatır size
Eğer mutlu isem gülücükler dağıtır her kese
Kederli isen takılır kalır saatlerce bir yere

Kalbim seninle yine bu gece
Arıyorum seni ilk gördüğüm yerde
Deli divane oldum mecnun gibi çöllerde
Resmine Bakıp ta ağlıyorum her gece
 

  AYRILIK MEKTUBU

 

 

Yıldızlar sönmüş leyla
Güneş kararmış
Öyle bir balçık ki;
Adı ayrılık...
Dört yana bulaşmış
Kirlenmiş duygular leylam.

Bir gün sonra
Kim kimi tanımış?
İki yabancı gibi
El gibi olmuşuz.

Bir ben
Bir sen kalmışız iki sevgili,
Bizim savaşımız kime?
Zafer yalanın elinde
Tükendik biz leylam...

Bahar bahar mı kaldı,
Kış kış mı kaldı?
Mevsimler bile şaşırdı
Bir doğru biz miyiz leyla.

Kim vurduya gitti gelen,
Fırtınalar koptu
Yağmurlar yağdı
Yalan mı,
Ağladık leyla.

Serçeleride görmedin mi ağlarken
Çiçekler acıya boy veriyordu
Kelebeklerin kalbini kırıyordu ayrılıklar,
Ayrılık peşimizden geliyordu
Önümüzden gidiyordu
Sağımızda ve solumuzda duruyordu!..
Onlarıda görmedin mi leylam?

Sevmek diye bir kaygı yok artık
Saygı denen kavram yok artık,
Yenmeyi düşünme!
Çoktan yenildik.

Bu mektubu yazarken
Sanma ki
Bitsin tükensin istedim.
Ama bitirdiler,tükettiler
Bunları görecek kadar
Yanımda değil miydin leyla?

Oysa,
Adımlarımızı yararcasına kaçmıştık
Gel gör ki,
Gittiğimiz her yerde kol geziyordu ayrılık
Ve vurulanlar görüyorduk
Ve nice sürgünler...
Sonunda bizi de üzdüler
Bizi de sürdüler leyla.

Yüzümüzde açan
Zavallı bir tebessümdü.
Şimdi kırılmış aynalarda yansıyoruz
Bu gemiyi batırdılar
Bir mil daha gitmez artık,
Derindi aldığımız yara
Battı bu gemi
Anlasana leyla...

Daha nasıl anlatmalı
Gerçekler gelmiyor dile,
Seni de beni de vurdular
Tükettiler leyla
Anlasana...

Mesela çiçekleri düşün
Tomurcuktan uyanışları ne güzel
Ve sonra kokuları
Ve sonra renkleri
Ve soluyorlar leyla,
Anlasana...

Girdaba girmiş sandalları düşün
Ve sonra tayfaları
Ve sonra çaresizliklerini
Yarasız acılar yaşıyor her biri.

Acıyı hissetmek için yaraya gerek yok
Mesela
Bizi düşün leyla.
Dilim varmıyor,
Anlasana...

Girdaba düşürdüler
Yalan oldu yıllanmış düşler
Sevgimiz-di kaybedeceğimiz tek değer
Onu da tükettiler,
Yağmaladılar,
Çaldılar,
Dahası anlasana leyla!..

Seni sordular
Söyleyemedim.
Sustum,
Ama ağladım leyla.

Gittiğini söyleyemedim
Dönecek dedim,
Beklemedim.
Anlasana leyla
Anlasana!..

    Sen Ne Sandın?

 

 

Katlanmak kolay mı sandın?
Sen zorsun.
Yokluğun, daha zor
Bu kadar kolay mı?
Kendini masum mu sandın?
Kaybolunca unutulacak,
Sadece sen dönersen hatırlanacak.
Sen ne sandın?
Ben sana değer sandım!

Sen yokken daha mı iyiydim?
Görünüyor muydum?
Sen varken daha mı kötüydüm?
Hissediyor muydum?
Aslında yoksun!
Sen ne sandın?
Ben seni sevdiğimi sandım!

Baharda rüzgârla geldin.
Yazımı zaten sen yaşadın.
Kışımı bana yaşatmadın.
İstediğini aldın!
Beni bırakmadın.
Sen ne sandın?
Ben seni insan sandım!

  Birde Kim Olduğunu Bilsem

 

 

Bir yudum su gibidir benim için özgürlük
Susuzluğum çöller gibi olsa da
Aşkım deniz gibidir.
Âşık olduğum ise bir mavi dalga
Uçsuz bucaksız ufukta, ansızın kaybolan.
Çok az yalnızlık çekmiş, besbelli.
Rüzgârın götürdüğü yere doğru giderken,
Terk etmek onun için ilk olmasa gerek!

Hayat kim bilir! Belki daha çok uzun.
Çocukluğumun hayalleri hiç olmayacak gibi.
Yarın, umarsız bir duygu sanki içimde.
İlacım iken bir yudum su ile sen.
Bu kadar kör olamazsın, bu kadar vefasız!
Hiç acı çekmemişin besbelli.
Ölüm bile görmemişsen, eğer.
Gözünden akan yaş, uzaktaki uğultu
Gerçek olmasa gerek.

    Sen ve ben

 

 

Uzun ince bir yol var aramızda
Bir ucunda sen Bir ucunda Ben
Kavuşmayı bekleriz hergün
Umutla sen sabırla ben


Bak birgün bitecek bu hasret
Kavuşacağız birgün elbet
sabret sevgilim sabret
Mutlu olacağız birgün elbet

++++ YIKIK KENT ++++
Türkiyenin en geniş iş sahası olarak biliniyordu
pişmaniyesiyle nam salmış vergi rekortmeni İZMİT
17 ağustos 1999 gecesi on binlerce kişinin katili oldu
insanlar en sevdiklerini kaybettiler bu kentte
cocuklar yetim babalar eşsiz yarınlar güneşsiz
ölen bir annenin kollarında sıkıca sarılı bir bebek
daha ne olduğundan habersiz çaresizce bakıyor sağa sola
süs bebekleri çoktan avutmuş olmalı
ağlamayı bile bilmiyor daha
korkulu gözlerle bakıyor tanımadığı insanlara
oysa ne hayallerimiz vardı ne ümitle gelmişdik buraya
kimimiz işci kimimiz memur kimimizde öğrenciydik
kim bilebilirdiki bir ğün bu kent enkaz yığını olacak
iş te bundan böyle yıkık kent diye anılır oldu
her sokağın başında hayalin durmuyor hasretin büyümüyor
bir başka anlatıyor bana seni bu şehir
zamansız gelen deprem tüm hafızamı sildi benden
beynimde iş makinaların gürültüsü
bir yandada kimsesi olmayan kefensizlerin öyküsü
gecelerde deprem nöbeti çadırlarda sıcak bir aş
17 agustos gecesi İZMİTTE kalmadı taş üstünde taş
bu şehir ağlıyordu gözlerimin önünde
yıkılmıştı artık yıkık kent özleminde anılır oldu
seni terk etmeyecem yıkık ketnde olsan seviyorum
doğduğum yer BOLU GEREDE olsada
öldüğümde yıkık kentli olacam buna emin ol
yıkık kenttin güler yüzlü insanı olarak yaşayacağım
seni seviyorum İZMİT seni seviyorum

 

     AŞK ACISI

 

 

BİRŞEY VAR
ARDIM SIRA BENİ KOVALAYAN
HERŞEYİMİ VERMEK İSTERDİM
AMA ARTIK ÇOK GEÇ
RÜYADA GİBİYİM CANIMI ÇOK YAKAN

SENİ TANIDIM
ERTESİ GÜN ACILAR BAŞLADI
NİYİ BANA GELDİ BU
İYİ KÖTÜ GİDİYORDUM SENİ TANIMADAN ÖNCE

SEVDAYA TUTULDUM
ESKİ GÜNLER YİNE BAŞLADI
VOLKAN GİBİYİM
İNCE İNCE PATLAMA SESLERİ GELEN
YİNEDE AŞIĞIM
OLDU İŞTE TUTULDUM
RÜYALARIM GERÇEK OLUYOR
UMUTLARIM VAR ARTIK
MUTLUYUM

 

   İsyan

 

 

Göklerde ağlıyordu o gece
Biz ağlıyorduk diye
O öyle bir Allah ki
Bırak bizi
Göklerin ağladığına
Bile aldırmadı

  Birisi Vardı

 

 

Sessiz sedasiz gideceksin
Sessiz sedasiz
Gormeyecek hicbir goz gittigini
Duymayacak hicbir kulak veda edisini

Ayrilip giderken son bakisini
Hic kimseler farketmeyecek
Farketmeyecek hic kimseler
Bu son vedanda aglayisini

Sanmaki kimseler bilmiyor
Bu son vedani
Sanmaki sana el sallayan
kimseler yoktu

Arkandan gitme diye haykiran
Fakat duymadigini sanan
Tanriya el acip yalvaran
Birisi Vardi

AŞKIN BİTTİ

 

 

Yitirilmiş düşlerin ülkesindeyim
Hatıralarıma karşı bağ kurmuş oturuyorum.
Gri gökyüzünün
Simsiyah yeryüzünü öptüğü
Nefret noktasında
Sevgimin batışını seyrediyorum.

Gri gökyüzü ihanete boyanmış.
Başımın üstünden
kırgın sahillere kusurlarım konuyor.
Sevgim batarken
Gri gökyüzünde göşyaşlarım parlıyor.
Bir ülkenin yok oluşunu seyrediyorum.
Yaşanacak düşlerin ülkesi...

Umutsuzluk deryasında
Eksik kalmış hayallerim parlıyor.
Mutsuzluğumun mehtabında
Bağ kurmuş oturuyorum.
Usulca sensizliği içime çekiyorum.
Çiğerlerimi yanlızlığınla dolduruyorum.
Ve sensizliğinin dumanında
Aşkın bittiğini anlıyorum.

YANMALISIN AŞKIM

 

RUHUM İLE ÇARMIHLARA GERİLMİŞİM.

DİYARLARDAN DİYARLARA SÜRÜLMÜŞÜM BEN.

VURULMUŞUM...

 

YÜREGİMİN SESİNİ DUYA BİLMEN İÇİN,

YÜREGİNİN KULAGI OLMALI.

BENZETMEK GİBİ OLMASINDA;

CEHENNEMİN ORTASINDA,

HASRETİNİN ATEŞİYLE YANIYORUM.

KUSURUMA BAKMA AMA BENİ ANLAYAMAZSIN,

ANLAMAK İSTERSEN BENİM GİBİ SEVİP SENDE *YANMALISIN*

 

CAN VE CANAN

Can da anam, canan da anam,
Benim gücüm yetmiyor, nasıl dayanam.
Can da anam, canan da anam,
Bu nasıl sevgi anam, sana doyamam.

Canımsın, cananımsın,herşeyimsin benim,
Senin için ben canımı bile veririm.
Canımsın, ciğerimsin,dünyamsın benim,
Sana gecemi değil, gündüzümü de veririm.

Kanımsın sen, damarımdaki kanım,
Yok senden başka benim cananım,
Hayalin bile beni yaşatıyor,
Sana gözümü değil, özümü de veririm.

 

BİR SONBAHAR GÜNÜYDÜ

Bir sonbahar günüydü
Elveda deyip gidişin
Daha dün kulaklarımda
Söylediğin sözler
Hatırlıyormusun birtanem
Gözyaşlarıma aldırmadan
Ayrılmak istediğini söylemiştin,
Artık olmuyor demiştin
Nasıl kahrolduğumu görmeni istedim
Ama bakamadın gözlerime
Ellerimi son kez tutamadın.
Kanayan yüreğimi bir kez daha yaralamıştın.
Bir kez daha yıkmıştın beni
Şimdi ben ne yaparım
Nasıl sensiz yaşarım,
Hayatımın bu geri kalan kısmını
Sen olmadan nasıl yaşarım
Ama başardım sevdiğim
Sen olmadan da hayatta kalmayı başardım
Senin hayalinle başardım
Kafamı yastığa koyduğum andan beri
Hayalinle konuştum ona anlattım
Üzüntülerimi, sevinçlerimi hayaline anlattım.
Beni sen değil sevdiğim
Hayalin anladıya ona yanıyorum

 

Dostum...

Dostum;
Eğer bir gün ağlamaklı olursan,
Beni ara...
Seni güldüreceğime söz veremem,
Fakat seninle birlikte ağlayabilirim...

Eğer bir gün uzaklara kaçmak istersen,
Beni aramaktan korkma...
Seni durduramayacağıma söz veremem,
Fakat seninle birlikte kaçabilirim...

Eğer birgün kimseyle konuşmak istemezsen,
Beni ara...
Sessiz olacığıma söz veririm,
Fakat bir gün ararsan ve cevap bulamazsan
Hemen beni görmeye gel,
Belki sana ihtiyacım vardır...

 

 

 

 

 Anadolu

Beşikler vermişim Nuh'a

Salıncaklar, hamaklar,

Havva Ana'n dünkü çocuk sayılır,

Anadoluyum ben,

Tanıyor musun ?

 

Utanırım,

Utanırım fıkaralıktan,

Ele, güne karşı çıplak...

Üşür fidelerim,

Harmanım kesat.

Kardeşliğin, çalışmanın,

Beraberliğin,

Atom güllerinin katmer açtığı,

Şairlerin, bilginlerin dünyalarında,

Kalmışım bir başıma,

Bir başıma ve uzak.

Biliyor musun ?

 

Binlerce yıl sağılmışım,

Korkunç atlılarıyla parçalamışlar

Nazlı, seher-sabah uykularımı

Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar,

Haraç salmışlar üstüme.

Ne İskender takmışım,

Ne şah ne sultan

Göçüp gitmişler, gölgesiz!

Selam etmişim dostuma

Ve dayatmışım...

Görüyor musun ?

 

Nasıl severim bir bilsen.

Köroğlu'yu,

Karayılanı,

Meçhul Askeri...

Sonra Pir Sultanı ve Bedrettini.

Sonra kalem yazmaz,

Bir nice sevda...

Bir bilsen,

Onlar beni nasıl severdi.

Bir bilsen, Urfa'da kurşun atanı

Minareden, barikattan,

Selvi dalından,

Ölüme nasıl gülerdi.

Bilmeni mutlak isterim,

Duyuyor musun ?

 

Öyle yıkma kendini,

Öyle mahzun, öyle garip...

Nerede olursan ol,

İçerde, dışarda, derste, sırada,

Yürü üstüne - üstüne,

Tükür yüzüne celladın,

Fırsatçının, fesatçının, hayının...

Dayan kitap ile

Dayan iş ile.

Tırnak ile, diş ile,

Umut ile, sevda ile, düş ile

Dayan rüsva etme beni.

 

Gör, nasıl yeniden yaratılırım,

Namuslu, genç ellerinle.

Kızlarım,

Oğullarım var gelecekte,

Herbiri vazgeçilmez cihan parçası.

Kaç bin yıllık hasretimin koncası,

Gözlerinden,

Gözlerinden öperim,

Bir umudum sende,

Anlıyor musun ?

 

Seni Sevmek

Kübrama

Seni sevmek nasıl birşey biliyor musun?
Ölmek gibi sürüne sürüne, yeğlemek gibi şerefsizce anılmayı
Ya da yıkılmak boylu boyunca, bin kere, milyon kere,
Ah seni sevmek nasıl birşey bilir misin?
Her gün günde en az iki kere düşmek demek, delicesine,
Delirmişçesine ahlar çekmek demek,
Kalpten çıkmaz bir hançeri taşımak demek yıllarca,
Belki bir gün yerinden çıkar o hançer ama yarası asla kapanmaz demek,
İşte böyle seni sevmek, delice delirmişçesine haykırmak,
Sürüne sürüne yalvarmak demek, alaycı kahkahaların arasında ölmek demek,
Ah seni sevmek, seni sevmek var ya, ölüm demek, yaşarken ölmek,
Ama seni sevmek yine de ben de sevdim diyebilmek demek,
Asla bir daha aptalca sevmemek demek, asla birini incitmemek demek,
Ya da incitmekten ölmek kadar korkmak demek,
İşte bu seni sevmek, ilk ve en derince bir yara almak ve
İkincisinden korkmak korkusundan bin kez ölmek demek,
Sevememek bir daha asla eskisi gibi ve gülememek demek,
Ah işte seni sevmek bu demek,
Bitmiş bir sayfanın tıkırdayan sesleri arasından
Ahlı vahlı ağlayan bir genci duymak demek,
Gecenin bir yarısı, sen de nerden çıktın demek,
Ya da en güzel anında bir ah gibi içine oturmak demek,
Tıkalı kalmış hevesler, neşeler, hayaller bu gece bitsin; eskisi gibi ışıltılı güzel günlere başlayalım ne olur demek, içinden yine de her şeye rağmen
Doğru olanın bu olduğunu, ayrılmak olduğunu bilmek,
Yürürken sokakta yüzümü saklamam demek herkeslerden,
Bir daha isteyememek demek sevilmeyi ve sevmeyi,
Kahrolası zindanlara ıslah olmuş halde geri dönmek demek,
Kimseye öfkelenememek ve duygulanamamak demek, delirmek kısaca
Ya da bitmek bir son gibi filmde ama hayır asla bitememek,
Seni sevmek, ah işte seni sevmek bu karanlıkta,
Ağlar halde üşümek bu odada ya da dişlerini sıkıp ölmeyeceğim demek,
Ama bunu derken yaklaşan ölümü hissetmek demek,
Of...
Oflayınca geçiyor acısı, geçer mi? hep oflasam diner mi acısı?
Diye medet ummak demek, ya da sevgisini ateş haldeyken
Etten yüreğine canlı canlı bastırmak demek,
Bir süre sonra acımaz, kış soğutur diye düşünmek demek,
Mümkün olsa yeniden, bin kez, yüzbin kez katlanmak demek bu acılara,
Onca acıların arasından sanki cımbızla güzel anları toplamak demek,
Güzel anları abartıp da bin kez yaşamak demek,
İşte cennetim bu anlarda gizlidir,
İşte bana verdiğin sadece budur aslında diye düşünmek demek,
Seni sevmek, ah delice, delirmişçesine asla demek, asla!

Ve yeniden başlamak her şeye ve her şeye rağmen!
Yıkılmadan yoluna devam etmek demek, harabe bir evde yaşamak demek artık
Kalbim evimdir! evimse bir harabe artık, işte o artık bir garip misafirhane,
Herkese açıktır kapım ne de olsa örtemem her yanımı,
Yıkık yanlarınla ortalığa dimdik çıkabilmek demek, ey sevgili sakın yıkılma,
İşte seni sevmek yıkıntılarla da olsa ayakta kalabilmek demek,
Bir gün mutlaka! diye dişlerini sıkmak, sabırla beklemek güzel günleri,
Belki de hiç gelmeyecek baharı, kelebekleri, hoş kokulu bulut evimizi
Beklemek, yapayalnız göklerde uçmak demek, hep aynı bulutun etrafında
Acaba... acaba... demek, yıllarca buraya, yani aynı hayallere tutsak kalmak,
Kalacağını bilmek ve ayrılamamak demek, avuç içindeki kelebeğe bakarken,
Hiç kıpırdayamamak ya da bitivermek o güzelliğin içinde,
Bitmeyi istemek isterken de öldüğünü bilmemek demek,
İşte seni sevmek bitmeyen bir kötü sonda, hep o son anı yaşamak demek,
İşte o son ve kötü anlarda bile kıpır kıpır bir yaşam pınarı hissetmek,
Onu da saçma sapan şiirlere vurabilmek demek, sonunda yine bitmek...
En ucunda hep kalabilmeyi istemek ölümün,
Çaresiz kalmak demek, bir tuzakta
Ya da mıhlanmak bi koleksiyona kelebek gibi...
Yıllar geçerken, yaşamak gözlerde ama çoktan ölmüş olmak demek,
Bir ah çekmek ve herkesler duysun istemek,
Ya da kimseler duymasın da üzülmesin istemek,
İşte seni sevmek, tertemiz defterken daha, yakılmak demek,
Küllerin arasında bir tek şiir olarak kalmak böylece,
Ve sonrasını yaşamak demek bir ömür boyu,
Mezara girip de kurtulmayı ummak demek,
Ama asla ölmemek, ölememek
Bitmiyor acısı, dinmiyor işte, dinmeyecek derken,
Bir amaç bulmak ve bunla yaşamak demek,
Ömür boyu mutluluklar dilemek herkese,
Asla eskisi kadar mutlu olamayacağını bile bile,
Abartmak her şeyi, sevgisini, sevilmeyi, işte ben buyum demek,
Eksik, hatalı, kusurlu bir yaşamda, mükemmel işleyen bir zihne rağmen,
Hata vermek sonuçlarda, kalpte düzelmez bir yara demek seni sevmek
Kelimeleri bulamamak, yazamamak şiirleri eskisi gibi,
Ve bitirmek düşleri o düşlerle bitmek demek burada..!!

ÖLÜM

Ölüm her ne kadar yakınsa,

Kıymetini iyi bilirsin hayatın.

Sevgin kadar büyüksün çünkü,

Kahrını çekmezsin artık dünyanın.

Seni sen yapar doğanın gizemi,

Yıldızları saymaya kalkarsın!

Sonra güneşin büyüklüğünü düşünür,

Yaşamın ne büyük bir şans olduğunu anlarsın.

 

İçindeki çocuk kadar meraklanır,

Sarhoşlar kadar boş yaşarsın.

Elindeki fırsatlar kadar büyür,

Yaptığın hatalar kadar yaşlanır,

Tüh demeden geçmişi hiçbir zaman anlayamazsın.

 

Yaşlandığında saymaya başlarsın,

Geri de kalan yılları,

Bilmezsin ancak daha kaç yıl yaşayacağını.

 

Birde bakarsın uykun kaçmış ayaktasın,

Etraf sessiz kimseler yok.

Bağırmaya başlarsın,

Sesini duyan olmaz!

Gözünün önünden bir sen geçer,

Anlamsız anlamsız bakarken

Aklına gelir ölüm

Meğer ona uykuda yakalanmışsın.

 

Ne Istiyorsun?

ellerini tutamayan ellerim
gözlerine bakamayan gözlerim
hissettigini söyleyemeyen dilim
kavusmayi istemeyen gönlüm
artik sizinleyim
eger kavusmayi arzuluyorsan
rüyalar bize yeter sevgilim
sevdam bir ates olsa
bir onu yakmasa
gözleriyle keske öyle bakmasa
sözlerim bitse derdim bitmese
ne olur gelme
ben sana mahzun beyaz gülün
açtigi yerde
degil beklemeye,
bilakis orada gömülmeye Söz veriyorum.